biz bir takım orta sınıf tabir edilen insanız. işimiz, büyük büyük şirketlere büyük büyük rakamlar satmak. rakamdan kastım para değil, bildiğiniz rakam. büyük müşterimiz bize bir soru sorar, biz onu büyük müşterimizin müşterilerine sorarız, cevabı büyük müşterimize söyleriz; 7.

büyük müşterimiz bize bunun için para verir. biz de büyük bir şirkette çalışıyoruz. uluslararası falan, çoğu büyük müşterimiz gibi.

bu büyük şirketlerin network sisteminin bir yerlerinde hep bir tanıtım sunuşu olur, kim kurmuş, ne zaman kurmuş, ne kadar büyükmüş gibi bilgilerin yer aldığı. çok eğlenceli bulduğum bu sunuşların “kurucular” kısımlarını özellikle severim. mr brown’lar, sörler  bana hep, bütün şirketleri hep aynı adamlar kuruyormuş hissi vermiştir. ya da bir şekilde bu adamlar kankadır. mesela aynı yat klübüne üyeler, gibi.

bizim yaptığımız iş bir garip. ismi “güç noktası” olan bir programda (power point) yuvarlak, dikey, yatay ya da grid tablolar hazırlayıp gidiyorum ve anlatıyorum.  o rakamı orada konuşmasalar, ya da hiç bilemeseler dünya dönmeye devam eder. ama bunu söylersem kafamı uçururlar. deli misin… 0,1′in borsayı altüst ettiği bir dünyada o nasıl laf!

ama benim işim olmasa, bu büyük büyük şirketlerin büyük büyük ürün pazarlamacıları paralarını nasıl harcayacaklarının yanı sıra, tezgahta yanlarında duran kız nasıl harcıyor diye baksa her şeyi öğrenecek, benim ona 7 dememe gerek yok. ama sistem gereği benim ona söylemem ve neden öyle olduğunu anlatmam lazım. o, başka şeylere dikkat etmek ve başka bir şekilde davranmak için programlandı. benim programım başka.

sonuçta benim işim dünyada olmasa kimse ölmez. şu anda yaptığım grafikleri başkası da yapar, ben de bunu yapmadığım için ölmem. köprü gişesinde durup bütün gün rutin bir para al, üstünü ver işi yapsam da aynı, gidip büyük müşterime rakam satsam da aynı.

 

çok insan var dünyada, çok da para. para herkese dağılmıyor ama paranın bir kısmının devridaimi benim gibi insanlar üzerinden yapılıyor.

 

büyük şirketimin kurucusu mr brown (uyduruktur) bir gün sir james (atmadır) ile klüpte öğle yemeği yerken, laf lafı açmış ve konu paralarının hareketsizliğine gelmiş. daha çok hareket ve daha çok enerji ile ilgili bir takım fizik bilgisi olan sir james, jr ruther (yalancıktandır) ile oynadıkları oyundan bahsetmiş. birbirine rakip iki ayrı şirket kurup, adı pazarlama olan oyunla rekabet ediyor, daha çok satmak amacıyla birbirlerini altetmeye çalışıyorlarmış. bunun için büyük paralar harcamışlar. kocaman şirketler kurup, bu şirketlerin koltuklarına adı pazarlama olan oyunu bilen dev oyuncular getirmişler. bu oyuncular, büyük ekipler kurmuş. ekipler, kendi şirketlerinin daha başarılı olmasına güdümlenmiş, rekabeti çok seven robotik insanlardan oluşuyormuş. bu oyuncular gündüz hırsla didinir, kazanmaya çalışır, akşamları ve hafta sonları da şirketin kendilerine verdiği paraları harcarmış. 

şirketler para kazanıyorlarmış ama bu, sir james ve jr ruhter’ın aldıkları hazzın yanında küçük bir hediye gibi kalıyormuş. ortada dönen paranın sahibi oldukları için, para devridaiminin yavaşlığı onları pek üzmüyormuş. sir james, artık biraz hız istediğini itiraf etmiş ve aynı fikirde olan mr brown’a bir öneride bulunmuş. ona bir şirket kurmasını söylemiş. bu şirket, jr rutherford ile rekabetinde nasıl hareket etmesi gerektiğini kendisine söyleyecekmiş. aynen pulp fiction’da harvey keitel’ın oynadığı rol gibi. hani travolta ile adını bilmediğim zenci adam bir cesetle tarantino’nun evine gelir de herkesin eli ayağına dolaşır… aslında ne yapılacağı çok belli olmasına rağmen, ne yapacaklarını söylemesi için harvey keitel gelir ve söyler. onlar da yapar… aynen o şekilde çalışacak bir şirket kurma fikriyle gözleri parlayan mr brown bu dahiyane fikre kadehini kaldırmış! sir james’in oyuncularına bazı sorular verilecek, onlar da bu soruları mr brown’ın oyuncularına soracak. mr brown’ın oyuncuları cevabı rakamlar ve grafikler halinde, yeşil zemin üstüne 113 96 160 RGB, 12p font ile güç noktası programını kullanarak sunacaklar. arada müthiş bir para trafiği olacak ve devridaim hızlanacak. istihdamın sağladığı hız ise artacak ve ne yaptığını bilmeden para kazanan ve harcayan büyük bir grup insan olacak. bu insanlar, oynadıkları oyunun piyonları, baştan mağlup başladıkları dünyada çile doldururken emekliliği bekleyecek ve tabloya rakam girecek. buna içilir!

böylece bir gün ben insan kaynakları gazetesinde bir iş bulurum.

 

 

 

Resimler: www.hafif.org/imaj/hoodly/capitalism-large.jpg , hoodly, 02 Aralık 2007 , http://static.howstuffworks.com/gif/capitalism-1.jpg , http://animalradio.com/DogsDining.342.jpg , http://lab-riot.com/blog2/media/blogs/lab-riot.com/CAPITALISM.jpg